Skip to main content

Alaçatı'da Al Di Meola Konseri ve Bize Neden Yazık Olmuş?


Aşağıdaki resime bakarsanız yüzümdeki ifadeden ne kadar mutlu olduğumu görebilirsiniz! Zira zamanında  (gitarist olacağımı zannettiğim günlerde) büyük bir heyecanla dinlediğim  ünlü gitarist Al Di Meola'nın konser vereceği Alaçatı Amfi Tiyatrosu'ndayım ve konser biraz sonra başlayacak!!



Art Alaçatı Summer Fest adı altındaki bir etkinlik kapsamında festivalin açılışı için bu konseri organize etmiş alaçatı eşrafı... Şimdi niyet iyi tabi ama gel gelelim adamlar organizasyonu biraz kendileri için yapmışlar kanısına kapıldım. Neden mi? Şöyle ki;


Biletler grupanya sitesinden alınabiliyordu. Biletleri biletix satıyordu. Biletix üzerinden 70 lira olarak görünen bilet fiyatları grupanya'da 35 TL ye satıldı. Ve anlayabildiğim kadarıyla zaten bilete para verip gelenlerin çok büyük bir kısmı da zaten biletleri oradan almışlar. Zira etkinliğin zaten doğru dürüst bir duyurusu bile yapılmamış biletix sitesinde bile. 


Neyse; grupanya sitesinde de belirtildiği üzere yerler numarasızdı. Konser 21:30 da başlayacaktı. Biz biletimizi teslim aldıktan sonra ( saat 20:30 falandı) hemen sıraya geçtik. Daha doğrusu sırayı oluşturduk, sıra oluşumuna start verdik, hah şimdi oldu. Yani biz, birkaç kişi ile birlikte sıranın en başındaki yerimizi almıştık ki önlerden bir yer kapalım Al Di abimizi yakınen görebilelim diye.  Kapıdan içerisi görülebiliyordu. İlk 5 sırada betonun üstüne oturaklar yerleştirilmişti. o sıranın gerisinde kalan alanda oturak yoktu, direk beton yani...


İlginçtir tahmin ettiğimin aksine kapı açıldığı sırada, oluşturduğumuz sırada en fazla 20 25 kişi vardı. Şimdi gelelim bombaya. Güvenlik görevlileri demezler mi "ilk beş sıra protokol!" diye... "OHA! İlk 5 sıra ne ya!" olduk tabi biz de. Zaten protokol manyağı bir ülkeyiz ilk sıra protokol lafı bile rahatsız edici bişey  adamlar ilk 5 sıra protokol diyorlar...


Konserin başlamasına yaklaşık 45 dakika kala içeri girip 6. sıradaki betonumuza oturduk. Ama ortamda hiç heyecan yok, izdiham, ne bileyim içeri önceden girebilmek için kendini paralayanlar falan... Zira zaten oturabileceğin en iyi yer 6.sıradaki beton.


Biz girdikten yarım saat  falan sonra mini etekli bir kız gruplar halinde birilerini o protokol sıralarına copy paste yapmaya başladı. Bu arada 4 5 güvenlikçi eleman da o ilk 5 sıraya gerçekten de kimseyi oturtmadı. Tek tük bu duruma isyan edenler oluyordu onlara da "konser başladıktan sonra geçebilirsiniz " falan dediler. 


Ama konser başlamaya yakın artık o ilk 5 sıra alaçatı eşrafından olduğu belli teyzeler amcalar ve onların çocukları ile doldu bitti. Nerden mi belli? Vallaha ne bileyim insan bakınca anlıyor aslında. Haftalardır tatil yapıldığını belli eden 2. derece yanık tenlerden, giyilen kıyafetlerden, "ay şekerim sen de mi buradaydııın!Muccuk!" tarzı selamlaşmalardan, abilerden gelen viski kokusundan falan belliydi. O rahat ve kendinden emin hallerden falan belli oluyor canım bi şekilde... Bi de tabi içimizde haset var oturamadık o sıralara diye...


Önümüzdeki son protokol sırasındaki eşraftan bir abiye eğildim sordum. "Pardon bu protokol tam olarak nedir acaba diye?". O da dedi ki "Şu afişi görüyor musun?", konserin afişini gösteriyor, "O afişte altta ismi yazan sponsorlarız biz, bize davetiye verildi o şekilde geldik" dedi. Bu arada sponsor listesi de cidden uzundu. Hepsi çoluk çocuk gelmiş olsa, ki öyle gelmişler, o ilk 5 sırayı doldurmaları zor olmadı.


Neyse konser başladı 2 saate yakın çaldılar ve gerçekten kaba etimiz ağrımış olmasına rağmen izlemek çok güzeldi Al Di abiyi. 


Bence organizasyon tam bir görgüsüzlük örneği idi. Madem kendin pişir kendi ye yapacaksınız neden dışarıya duyuruyorsunuz. Ha diyelim duyurdunuz neden adam gibi duyurmuyorsunuz. Diyelim ki adam gibi duyuramadınız, neden beleş gelen adamlara protokol adı altında en ön sıraları veriyorsunuz da konser için para verip kapıda sıra bekleyen adamları 6. sıradan başlayarak betona oturtuyorsunuz? Yani alaçatı eşrafı kendini özel hissetsin diye orda non-alaçatılı bir grup oluşturuldu ve onlara resmen 2. sınıf insan muamelesi yapıldı kaldı ki bi de üstüne üstlük bu grup en az 35 er lira verip paşa paşa bilet de aldı. Buradan tüm alaçatı eşrafına ve bu rezilliğe önayak olan Biletix'e teşekkürlerimi sunuyorum...


Konserden bir iki foto da koyayım bari...










Comments

Popular posts from this blog

LaTeX'te Sunum Hazırlamak

Latex'i kullanarak projeksiyon cihazlarında sunulmaya yönelik çok güzel sunumlar hazırlamak mümkün olmaktadır. Oluşturulan dosya PDF olduğundan ve her işletim sisteminde (linux, mac os, unix, windows vs.) en azından bir tane PDF okuyucu program olduğundan, hazırlanan sunumların taşınabilirliği de azami seviyede olmaktadır. Tabi ki latex'in en üstün olduğu nokta olan mükemmel fontlar ve matematiksel denklem yazılımları latex'te hazırlanan sunumlar için de geçerli olmaktadır. Aşağıdaki linklerden indireceğiniz pakette örnek sunuma ait gerekli dosyaları bulabilirsiniz. Daha ayrıntılı bilgi almak isterseniz bana ulaşabilirsiniz.
Link : DROPBOX

Hazırladığım örnek sunumun slaytları şu şekilde:





















Mint Linux Masaüstü Font Rengini Değiştirmek

Vallaha Mint Linux'tan halen memnunum. Yapmak isteyip de yapamadığım bir şey çıkmadı henüz. Olursa o konuda da bilgi vermek isterim.
XFCE masaüstü arayüzünü kullanan mint linux günümüz Ubuntu sürümleri ile gelen arayüzler düşünüldüğünde çok sade kalıyor. Ancak bu sadeliği benim gibi birçok görece "yaşlı" insanın da tercih edebileceğini düşünüyorum. Kafa rahat böyle ohhh!
Neyse... Gene de tabi insan biraz masaüstüne ayar vermek istiyor. Ben masaüstümde o günlerde ilgi duyduğum filmlerdeki kahramanların resimlerini koymayı severim. Bu aralar da favorim "the Hobbit" filmi olduğu için, internette sıklıkla kullanılan bir duvar kağıdını kullanmak istedim. Ancak duvar kağıdı koyu renkliydi ve masaüstü simgelerine ait yazılar siyah olduğundan duvar kağıdı üzerinde görünmüyordu. Bunu değiştirmek  "ayarlar->kişiselleştir->..." gibi tarif edilebilecek bir şey olmadığından buraya not düşmeyi uygun gördüm. Zaten öncelikle kendime bir şeyler hatırlatmasını iste…

Bir Kitap Eleştirisi: "Gölgelerin Kaderi"

Ben ne anlarım kitap eleştirmekten aslında ama sonuçta kitabın yazarı insanın samimi bir arkadaşı olunca dedim ki madem adam kitap yazmaya cüret etmiş ben de eleştirmeye cüret edebilirim :)
Bilim-kurgu türünde eserlere oldum olası çok düşkün olduğunu bildiğim çok değerli arkadaşım Erdem Akagündüz ( hadi bundan sonra kendisine  Yazar diyelim) çok sevdiği türde bir hikaye kaleme almış. Temeli oynanmış bir FRP oyununa dayanan bu hikaye bilim kurgu türünü seven kişilerin, hele ki Star Wars evrenine aşina kişilerin ister istemez ilgisini çekebilecek ana hikayeye paralel güzel bir hikaye. Ancak yazının geri kalanında hikayeye ilişkin sürprizbozanlar olabileceği konsunda kendi okuyucumu da uyarmak isterim.
Bildiğim kadarıyla bir iki temel bilgi vermek isterim öncelikle FRP hakkında:
90'lı yıllardan sonra doğan gençlere  FRP  (fantasy role playing) ya da RPG (role playing game) nedir diye sorarsanız haklı olarak birçoğu bunu MMOG  (Massively multiplayer online game)   ile özdeşleştirerek…